- Sorun sende değil, bende...Daha bugün toplayıcılık vazifem sayabileceğim buzdolabında duran yemeği alıp çantama koyup ofise getirme işleminde başarısız oldum. Aç açına çalışmak da mümkün olmadığı için (açken oynamayanlar sadece ayılar değil) gittim markete başkasının benim için topladığı yemeklerden aldım fahiş fiyatla. Sonra gittim parka, oturdum banka, yedim sandviçimi. Burada her taraftan kuş sesleri geliyor. Ormanın ortasına kasaba yaptıkları için, kuş popülasyonu hayli fazla. Kuş sesleri içinde yemek yemek güzel tabi. Ama sevgili blogger, bu kuşlar nerede allaşkına? Ben hiç göremiyorum onları. Sadece sesleri geliyor. Bugün inat ettim, aradım, yukarı bakmaktan kafam tutuldu. Yine bulamadım. Demek ki avcı olsam, avcı olamayacakmışım. Daha kuş göremeyen avcı nasıl avlanacak allanıseversen. Mesela deryik hep yazıyor, "bugün şu kuşu gördüm, öteki gün şu kuşu dinledim" diye. Ondan iyi avcı olur bak.
Neyse, işte o yüzden iyi ki kalkındık be blogger. Kalkındık da ben matematik öğrendim, edebiyat sevdim, fotoğraf çektim vs. Kalkınmamış olsaydık ben olmazdım. Sen yine olurdun büyük ihtimal. O yüzden sen hala "keşke avcı toplayıcı toplumda kalsaydık" demeye devam edebilirsin.
Hadi, optm kib bye
PS: "Hiç ağaçlardan inmeyecektik", "en başka ağaçlara hiç çıkmamalıydık", "sudan niye çıktık ki" diye düşünenler de olabilir aranızda. Onları da takdirle karşılıyorum. Fikirlerine saygı duyuyorum. Ama o kadar da saygı duymuyorum. Neden? Kuş olup uçmak varken insan neden suda kalmak istesin ki. (Insan dedim, oksimoron oldu, farkındayım). O yüzden sudan çıkmak bir hata değildi belki ama ağaçlara çıkmak, bir de ardından lafını yiyip tekrar ağaçlardan inmek bence çok "lame". Neyse, bu konuyu sonra tartışırız belki.
No comments:
Post a Comment